| Bağlama | ||
|
|
|
Tasarım Ozan Tanış |
Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir
Türk Halk Çalgısıdır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan
sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz Irızva, Cura, Tambura vb. adlar verilmektedir.
Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Curadır. Curadan
biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise
Tamburadır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı'dır.
Tamburaya göre bir oktav kalından ses verir.
Bağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmaktadır. Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır. Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı Burgu adı verilen parçalar vardır. Bağlamanın akordu bu burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama Mızrap veya Tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır. Bu çalım tekniğine Şelpe adı verilmektedir. Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli gruplar
halinde üç grup tel bulunmaktadır.
Mızraplı sazların atası olarak bilinen Kopuz, Türklerin en eski sazlarından biridir, en az 15 asırdan beri kullanılmış olan bu ünlü mızraplı saz, bu gün yerini Anadolu'da bağlama ve ailesi sazlarına bırakmış olmakla beraber. Orta Asya ve Sibirya Türkleri tarafından halen kullanılmaktadır. 17. yüzyılda Anadolu'da unutulmuş yalnız Macaristan, Bosna gibi o zaman ki Türk İmparatorluğu 'nun serhat eyaletlerinde rağbet gören bir sazdı. Kopuz, Türklerin bir çeşit Kültür Sembolü ve temsilcisi olarak Asya, Avrupa ve Afrika gibi üç kıtaya yayılmıştır.Kopuz'u Türklerden alıp yüzyıllarca kullanan milletler arasında Macarlar, Yunanlılar. Bulgarlar, Romenler. Ruslar, Estonlar, Ukraynalılar, Lehler, Finler, Almanlar ve Sırpları sayabiliriz. Kopuz yüzyıllarca Türk Halk şâirinin ozanın ayrılmaz milli sazı olmuştur. "Kopuz-ı Rumi • Anadolu Kopuzu" 15. yüzyılda Anadolu da, Mısır ve Suriye Türklerinde çok değerli bir sazdı. Meraği' ye göre; 3 telli Kopuz-ı ozandan 5 telli olması ve Uda benzemesiyle ayrılıyordu. çeşitli şekiller çıkmış Araplar "Kunbuz. Kubz, Kubuz" demişler. Türkler "Kopuz, Kobuz, Kubos" Ruslar "Kobza" tarzında almışlardır.Kopuzun ilk şekli önceleri Iklığ'da olduğu gibi su kabağından teşekkül etmiş, zamanla yerini ağaçtan oyularak veya dilimler halinde yapılan gövdelere terk etmiş ve bu sazımızdan çok çeşitli sazlar türemiştir. BAĞLAMA VE AİLESİ
Avlanma yayına oku sürerek bir takım sesler çıkarmışlar ve adına "OKLUĞ" demişler. Bilahare okluğ' un ucuna su kabağı ilave ederek IKLIĞ' a dönüştürmüşler ve at kılından (kuyruk kılı) yapılan yaylar ile de çalmaya çalışmışlardır. Avlanma yayı üzerindeki kiriş tellerin sayısını artırarak Arp, Çeng, Lir gibi sazların doğmasını sağlamışlardır. Su kabağının üst kısmına ince deriler gerdirip, sap ilave etmişler ve kiriş telleri ile üzerinden geçirmek suretiyle sesin daha net çıkmasını sağlamışlar. Yay ile çalınanlarına "IKLIĞ"parmak veya mızrap türünden maddelerle çalınanlarına da "KOPUZ" adı vermiş oldukları tarihi belgelerden anlaşılmaktadır. Iklığ yaylı sazların, kopuz ise mızraplı sazların atası olarak bilinmektedir. Kopuz sonraları gövdesi su kabağı yerine, armudumsi şekilde ağaçlardan oyularak yapılmış, üzerine yine deri gerilmiş, kiriş teller takılarak uzun yıllar çalınmış, daha sonraları da derinin yerini ağaç (göğüs-ses tablosu) kiriş tellerin yerini ise, metal teller almıştır. 17. yüzyıl sonlarına doğru Kopuz adı yavaş,yavaş unutulmuş ve yerine "BAĞLAMA" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.Bağlama, Türk halkı arasında oldukça tutulmuş, günden güne gelişmiş, genişlemiş geniş, bir aile oluşturmuş. Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'ya ve bütün dünyaya yayılmış, herkesin beğenisini kazanmış, pek çok insanın elinden bırakamadığı bir saz haline gelmiştir. Bağlamanın ilk olarak Orta Asya Türklerinden kaynaklandığı bilinen bir gerçektir. O zamanlar Kopuz olarak bilinirdi, bugün ise Bağlama olarak bilinmektedir. Bağlama adının, nereden geldiği ve nasıl hafızalara yerleştiği araştırıldığında kesin olarak bilinmemekle beraber, birçok fikirlerin ileriye sürüldüğü görülür ve bunlar arasında da akla en yakın olan ise, sapına bağlanan perdelerden Bağlama denmiş olabileceği düşüncesi ağırlık kazanmaktadır. Kopuzun önceleri sapında perde olmayışı da, bu düşüncelerin isabet oranını artırmaktadır. Gerek Kopuz olarak bilindiği devirlerde, gerekse Bağlama olarak çalındığı dönemlerde, kutsal bir alet gibi sevgi ve saygı görmüştür. Öpüp başa konulmuş, ondan sonra çalınmış evlerin en güzel köşelerine asılmış, çalanlara da büyük saygı duyulmuştur. Bugün dahi hikayelerini, sözlerini ve türkülerini dilimizden düşürmediğimiz, birçok hikaye ve efsane kahramanlarını ve bir o kadar da halk ozanının doğmasını sağlamış. Büyük Türk Milletinin ruhunu yüceltmiş, ozanını
inletmiş, aşığını söyletmiş, dertlisini ağlatmış, efesini oynatmış ve bu
sazın adına Kopuz denmiş. Bağlama denmiş.Bu güzel sazımız olmasa idi, Yunus
Emre'yi, Emrah'ı, Ker Bu güçlü sazımızın verdiklerini ve vereceklerini saymakla bitiremeyiz. Ne yazık ki onun değerini yine de gereği gibi bilememişiz, halende bilememekteyiz.Birçok Milletin Enstrümanlarını (sazlarını) incelemiş bir kişi olarak şunu rahatlık ve iftiharla söyleyebilirim ki, Sazımız dünyadaki binlerce saz arasında ilk üçe girebilen bir yapıya sahiptir. Tek başına çalınıp, zevkle dinlenebilen üç sazdan biridir. Piyano, Gitar, Bağlama,Onunla çalınamayacak hiçbir müzik türü yoktur. Perdelerinin hareketli oluşu, her sistemdeki müziği çalma imkanı sağlamaktadır. 2,5 oktavlık ses sahası, ses tablosu (göğüs' ü) üzerine de ya-pıştırılacak perdeler ile 3 oktava kadar da genişletilmekte, çok çeşitli Mızrap (Tezene) alına (çırpma, tarama, düz silkme, kazıma, fırıldak, vurma, çekme, okşama ve parmakla) şekilleri, sazımızın ne kadar esnek ve zengin icra tarzı olduğunu göstermektedir. Ayrıca tespit edilmiş 19 ayrı düzenle de akort edilmekte ve geniş bir aile oluşturulması ile de 6 oktava yakın ses sahasına yükselmekte, istenildiğinde binlerce saz aynı anda aynı mızrabı vurma tekniğine de sahip olmaktadır. Sazımızdaki yüksek ajilite, ses rahatlığı, denge ve icra kolaylığı hiçbir sazda yoktur.Sazımızın kıymetini bilelim, onu gereği gibi değerlendirelim, koruyalım ve lâyık olduğu yerlere çıkaralım, Ona gereği gibi önem verdiğimiz zaman, müziğimizi ve sanatçılarımızı bütün dünyaya tanıtmamız daha kolay olacaktır.Bugün artık ülkeler, birbirlerine üstünlüklerini, güçlerini, sanatçıları ve sporcularıyla kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Bizim ise şu anda çırpınan Güreşimiz ve emekleyen futbolumuzla bunları kanıtlamamız mümkün değildir.Ancak sazımıza önem verdiğimiz zaman sesimizi duyurur, kendimizi kanıtlar, birçok milletin sevgi ve saygısını kazanabiliriz. Hiç bir millete nasip olmayacak güzellikle Müziğimiz ve Folklorumuz var ve onları en iyi şekilde icra eden sanatçılarımız, virtüozlarımız var. Onları dünyaya lanse etmenin yollarını arayalım yeni yetişen gençlerimizden çok daha büyük virtuozların çıkacağına milletçe inanmaktayız. Müziğimizin güzelliği, sazımızın güçlülüğü onlara bütün dünya milletlerinin kapılarını açacaktır. Almanya ve Amerika, yurdumuzdan binlerce saz alma isteğinde bulunmaktadırlar. Yurdumuza gelen her turist ülkesine bir bağlama götürmek istemektedir. Buda sazımızın sadece yurdumuzda değil dünyanın her yerinde sevilip arandığını göstermeye yetecek en büyük kanıtlardan biridir.Milletçe konuya eğilelim, sesimizi ve gücümüzü bütün dünyaya bu yoldan da kanıtlamaya çalışalım. Ülkemizin ulusal ve folklorumuzun temel sazı olan "BAĞLAMA" ,büyüklü küçüklü, çok değişik ebatlarda yapılması nedeniyle oldukça geniş bir aile teşkil etmektedir.Bağlama Ailesi başlıca şu sazlardan oluşmaktadır. Meydan sazı Divan sazı . Çöğür , Bağlama , Bozuk . Aşık sazı , Karadüzen Tanbura , Cura Bağlama , Bulgari , Irızva . Bağlama curası , Tanbura curası vs. Bağlama Türk Halkının en soylu ve yaygın sazlarından biridir. Yüz yıllarca Türk halkının elinde bir bayrak gibi dolaşmış halen de elden ele dolaşmaktadır. Âşık sazı olarak tek başına çalınıp söyleme geleneği sürdürmüş, sonraları Türk Halk Müziğine çeşitli ağızlama eş ve ortak saz olarak girmiş, gittikçe gelişerek takımlar halinde toplu icra geleneği sürdürmüş ve halen sürdürmektedir. Bağlama genellikle insana benzetilmiş, sap ucuna "Baş", burgularına Kulak . yüz kısmına (ses tablosuna) Göğüs , ses kutusuna ise Gövde denilmiştir.Bağlama' nın gövde kısmı armudumsi biçimde ağaçlardan oyularak yapıldığı gibi dilimler halinde de yapılmaktadır. Tekne kısmında her cins ağaç kullanılır. Ses tablosuna (Göğsüne) ise beyaz çam denilen Ladin veya Köknar ağaçlan kullanılır. Uzunca bir sapı vardır, sap üzerine kirişten veya misinadan 13 ile 30 arasında perde bağlanır Bu perdeler Türk Halk Müziğinde kullanılan seslerin çıkarılmasını sağlar. Ayrıca perdelerin ileri geri kaydırılma imkanına sahip olması ise Bağlama ile her tür müziğin çalınabilmesini sağlamaktadır. Bağlamanın telleri önceleri kirişten idi. (Bağırsak tel) Bugün ise çelikten prinçten ve çelik üzerine bakır sarılarak yapılmaktadır. Telleri üç grup halinde ikişerli veya üçerli olarak takılır. Tezene denilen kiraz ağacı kabuğundan yapılmış mızrapla kucakta tellere vurularak çalınır. Telleri, Bağlama düzeni. Bozuk düzen, Karadüzen gibi 19 ayrı düzenle akortlanarak çalınmaktadır Bağlamanın 2,5 oktav ses sahası vardır. Ses tablosu üzerine yapıştırılacak ilave perdeler ile ses sahası 3 oktava kadar çıkarılabilir. Bağlama Yurdumuzun her yerinde çeşitli ebatlarda yapılmakta ve değişik adlar almaktadır. Genelde hepsine birden bağlama denildiği gibi adını almış olduğu aile içerisinde de ebatına ve akorduna göre de Bağlama olarak belirlenmiş olanı da bulunmaktadır. Bu ailenin temel sazıdır. Halk arasında saz denildiğinde ilk akla gelen bağlama grubuna giren sazlar olmaktadır. Bağlama oldukça geniş bir aile oluşturur. Bağlama Ailesini büyükten küçüğe doğru şu şekilde sıralayabiliriz: MEYDAN SAZI Bağlama ailesinin en büyük sazıdır. Sapında 30 - 32 perdesi vardır. En ince teli 35 - 40 numaradır. Daha ziyade kalın Bam tellerine (sargılı tellere) ağırlık verilmekledir. Davudi bir sesi vardır, gayet sade bir şekilde çalınır. Bağlama Ailesinin bas sesli sazı da denilir. Fiziksel yapısı oldukça büyük olması nedeniyle, icrası da oldukça zor olmaktadır. Bu nedenle icracılar Meydan Sazı'nı çalmaktan kaçınmaktadırlar. Onun yerine biraz daha küçüğü olan Divan Sazını çalmayı tercih ederler. Fakat Divan Sazı'nın da Meydan Sazının yerini tutması mümkün olamayacağından Meydan Sazının Davudi sesi devamlı şekilde topluluk içerisinde aranır. İcracılarımızın pek çoğunun kolayı tercih etmeleri nedeniyle küçük sazlara sarılmakla ve Halk Musikîmizin tınılarında belirgin bir tizlik hissedilmektedir. Bu tizliğin getirmiş olduğu cılızlık Zeybeklerde ve Kahramanlık türkülerinde Bas seslere ne kadar ihtiyaç olduğunu açıkça göstermektedir. En büyük temennimiz icracılarımızın Meydan Sazımıza gereği gibi (önem vererek Halk Musikimize yeniden kazandırmaları ve Halk Musikimizin istenilen tona yükselmesini sağlamalarıdır. MEYDAN SADİVAN SAZI Meydan Sazından biraz daha küçüktür. Üçerden dokuz teli vardır. Bazı icracılar alta 3. Ortaya ve Üste ikişerli olmak üzere 7 tel de takmaktadırlar. Divan Sazı da Halk Musikimizin güçlü sazlarındandır. Meydan sazından dört ses tiz akort edilir. Meydan sazının alt teli "La" sesine Divan Sazının alt teli ise "Re" sesine akort edilir. Bağlama ailesi sazlarında, genel olarak alt tellerin akortları değişmez. Değişen orta ve üst tellerin akortlarıdır. Her sazın tonuna göre alt telin akordu genel olarak sabit bırakılır, devamlı olarak değişen orta ve üst tellerdir. ÇÖĞÜR Divan sazına yakın büyüklükte 9 ile 6 tel takılmakta ve 15 kadar perdesi bulunmaktadır.Akordu: Alt iki tel La orta tellerin birisi La diğeri Re, Üst teller Sol sesine akort edilir.Çöğür ile; Nefes, Ayin ve Semai gibi havalar çalınır, bugün daha ziyade Curası çalınmakladır. Yeni yetişen gençlerimiz, cura bağlamadan az farklı bu saza Çöğür diyerek, aslını curası ile karıştırmaktadırlar. Cura; adı geçen sazın bir oktav daha tizi ve küçüğüne denir. BAĞLAMA Adını alan ailenin temel sazıdır. 17-24 perdesi vardır. Meydan sazından bir oktav. Divan sazından ise beş ses tizdir. Üçerli gruplar halinde 6 ile 9 tel takılır. Alt telleri L3 sesine akort edilir. Orta ve Üst teller de devamlı akort değişikliği yapılır. Her düzende değişen orta ve üst tellerin akortlarıdır.Bağlama düzeni alt (La) Orta (Re) Üst (Mi) ayrıca 19 ayrı düzende de çalınır. BOZUK Bağlama' nın ikinci bir adına da Bozuk denir. 15-18 perdesi vardır. Üçerli gruplar hailde 9 tel takılır. Ortaya iki san ve bir ince çelik tel. üste ve Alta ise birer kalın sarı ve ikişer çelik takılır. San teller çelik tellere göre bir oktav daha pes akort edilir. Tatlı bir sesi vardır, genellikle Güney ve Ege yörelerimizde Bozuk olarak bilinir ve çalımı. Bozuk düzeni oldukça yaygındır. Atasözü gibi dillerden düşmez.Akortları ise Alt (La) Orta (Re) Üst (Sol) seslerine düzenlenir.Bu sazımıza genel yerlerde ve meydanda çalınmasından dolayı Meydan Sazı denilmiştir. 12 teli bulunması nedeniyle bazı yörelerde 12 telli saz da denilmektedir. Meydan sazlarının bazıları kısa saplıdır, bu da icralarımızın bir kısmının sazın sapına kollanılın yetişmemesinden dolayı, saplan özel olarak kısaltılmış olmasından ileri gelmektedir.Yunanlılar Bozuk sazımızı almış adının sonuna bir "i" harfi ekleyip "Bozuki" diyerek kendilerine mal etmişler ve Dünya müzik tarihini de yanıltmaya çalışmışlardır.Gerçekler ortadadır. Türklerin Ona Asya dan getirdikleri sazlarının (adının) sonuna bir (i) harfi eklemekle nasıl Yunanlıya mâl edilmeye kalkılır. ÂŞIK SAZI Aşıkların (Halk Ozanlarının) çalmış oldukları Bağlamaya Âşık Sazı denilmektedir. Normal Bağlama ile arasında pek az fark vardır. Sapı normale göre daha kısadır. 13, - 15 perdesi vardır. Dip perdesi (Re) değil (Do)dur. 6 tellidir, nadir olarak 9 telli olur. TANBURA Bağlama' dan daha küçüktür. Divan Sazından bir oktav tizdir ve Divan Sazının Curası olarak bilinir. Bağlamadan ise dön ses tizdir. 3 grup halinde ikişerden 6 tel takılır, teller çeliktir. Onaya çift san teller takıldığı dönemler de olmuştur. Alt (Re) Ona (Sol), Üst (Do) seslerine akort edilir. Genellikle icracıların en çok kullandıkları sazdır. Bağlamanın ve Tanbura nın küçüğüdür. 6 telli, seri ve oynak çalınması gereken melodiler için çok kullanışlı bir sazdır. İKİ TELLİ SAZ Anadolu nun en eski saz örneklerinden biridir. Cura bağlama büyüklüğündedir. İki teli vardır.Zamanında çok yaygınlık kazanmıştır. Çifte Telli oyunu bu sazla çalındığı için adını iki telliden almıştır. BULGARİ 4 telli olduğu gibi 2 tellilerine de rastlanır. 16 perdeli Güneyde ve Kayseri yöresinde görülür. Cüra' ya yakındır. Eski Volga boylarında yerleşmiş, Bulgari isimli Türk boylarındanbazıları Anadolu'ya geçerek Toros bölgesindeki yaylalara yerleşmişler ve ellerinden düşürmedikleri cura bağlamalarının bir benzeri olan bu sazın adı da onlardan gelmektedir. IRIZVA Üç tek telli 13 perdelidir. Cura bağlama büyüklüğünde, tekne kısmı yanlardan tabana doğru konik olarak iner, ark a kesitinden bir üçgeni andırır, parmak uçları ile çalınır. KARA DÜZEN Gaziantep dolaylarında halen bu adla kullanılmakta olup, ırızva' dan biraz büyükçedir. Karadüzen, tezene ile değil parmak uçları ile çalınmaktadır. CURA Bağlama ailesinin en küçük sazlarındandır. 7-16 perdesi, 3-6 teli bulunmaktadır. Genellikle 6 telli olduğu gibi, 3 tek telli olanları ve ayrıca altta iki ortada iki üstte ise tek telli olanlarına rastlanır, hatta iki telli olanlarına da rastlanmıştır. Bağlama ve Bozuk düzenlerine akort edilir. İki tellinin akort düzeni alt tel (La), üst tel (Re) üç telli olanların ise alttan üste doğru akortlanmaktadır. Kütahya yöresinde eskilerin parmakla çaldığı Cura boyunda, oralarda adına Bağlama denilen bir saza rastlanır. Bu sazın diğerlerinden farkı sap üzerinde bir adet burgusunun fazla olmasıdır. Bu fazla burguya Dem Teli denilen bir tel takılır. Düzeni alttan üste doğru (La - Re - Re) olarak akortlanır. Dem teli'nin akordu üst telin bir oktav tizine çekilir. Bir başka düzen şekil de alttan üste doğru (La - Re- Fa) olarak akortlanır. Burdur yöresinde de bağlama düzenine akortlanmış curaların tezene yerine parmakla ça-lındığı görülmüştür. Başından beri adlarını sıralayıp tanıtmaya çalıştığımız Bağlama Ailesi sazlarının bazıları tek çalınıp söylenmektedir. Bunlar içerisinden bir arada çalınabilen bir aile daha oluşur. Onlara da takım halinde çalınabilen Bağlama ailesi adı verilir. Bu aileyi de şu şekilde sıralayabiliriz: MEYDAN SAZI:La sesine akort edilir. Bağlama Ailesinin en büyük sazıdır. Form boyu 52,5 cm. Sap boyu 70 cm, Tel boyu 112 cm., form eni ve derinliği 31,5 cm.dir. DİVAN SAZI:Re sesine akort edilir.Meydan sazından dört ses tizdir.Form boyu: 49 cm.. Sap boyu: 65 cm.. Tel boyu: 104 cm., Form eni ve derinliği: 29,5 cm .dir. BAĞLAMA:La sesine akort edilir. Meydan sazından bir oktav, divan sazından ise beş ses tizdir, adını alan ailenin temel sazıdır.Form boyu: 42 cm.. Sap boyu: 55 cm., Tel boyu: 88 cm. .Form eni ve derinliği 25 c m.dir. TANBURA:Re sesine akort edilir. Divan sazından bir oktav, bağlamadan ise dört ses tizdir. Form Boyu: 38 cm, sap boyu: 50 cm.. Tel boyu: 80 cm.. Form eni ve derinliği 22.8 cm. BAĞLAMA CURASI:La sesine akort edilir. Bağlamadan bir oktav, tanbura’dan ise beş ses tizdir. Form boyu: 26.5 cm.. Sap boyu: 35 cm.. Tel boyu: 56 cm.. Form eni ve derinliği: 15.5 cm.dir. TANBURA CURASI:Re sesine akort edilir. Tanbura'dan bir oktav. Bağlama Curasından dört ses tizdir. Form boyu: 22,5 cm.. Sap boyu: 30 cm.. Tel boyu: 48 cm.. Fonu eni ve derinliği: 13,5 cm.dir BAĞLAMA DÜZENLERİNİN BAĞLAMAYA YAPMIŞ OLDUĞU ETKİLER Bağlama icrasında on dokuz ayrı düzen tespit edilmiş bulunmaktadır. Bu düzenlerin her biri bağlamayı değişik şekillerde etkilemekte ve 70 ile 125 kg.- kuvvetlik bir gerilim alıma sokarak, fiziksel yapısında bazı değişikliklere sebep olmaktadırlar. Bir bağlamanın fiziksel yapısında 90 ile 100 kg.- kuvvetlik bir gerilik ve 500 ila 600 gr.- cm.' lik bir basınç normal kabul edilebilmekte ve bunun üzerindeki gerilim ve basıncı getiren düzenler bağlamanın fiziksel yapısını zorlayarak sapını öne doğru kıvırmakta ve göğüs denilen ses tablosunun çökmesine neden olmaktadırlar. Sapı kıvrılan ve göğüs tablosu çöken bir sazı çalmak ise oldukça güçtür. Normalin altında bir gerilim, basınç getiren düzenler ise. sazda istenilen tınıyı sağlayamadıklarından, kulağa hoş gelmeyen seslerin çıkmasına neden olmaktadırlar.Sazda devamlı bir denge sağlayabilmek için, normalin altında gerilim ve basınç getiren düzenlerde, tel kalıklıklarında yüzde birden, yüzde beşe doğru teller kalınlaştırılmalı normalin üstünde gerilim ve basınç getiren düzenlerde ise, bunun tersi uygulanmalı yani. yüzde birden yüzde beşe kadar tellerin incesi takılmalıdır. Böylelikle, sazın devamlı olarak normal gerilim ve basınç altında bulundurulması sağlanacağından, sazın dengesi ve tınısı bozulmamış olacaktır.
- Saza normal gerilim ve basınç getiren düzenler: Bağlama Düzeni. Eviç Düzeni. Müstezat Düzeni, Misket Düzeni. Sabahi Düzeni ve Bozuk Düzenidir. - Nomalin altında gerilim ve basınç getiren düzenler: Ümmi Düzeni. Hüseyni Düzeni. Acemaşiran Düzeni. Hüzzam Düzeni ve Kütahya Düzenidir. -Nomalin üzerinde gerilim ve basınç getiren düzenler ise: Yeksani Düzeni. Zirgüle Düzeni. Kayseri Düzeni. Çargah Düzeni. Segah Düzeni ve Sur Düzenidir. Her düzenin etkileri listeler halinde ileriki sayfalardadır. TAR "TAR" tel anlamına gelmektedir. Kopuzdan gelişen sazlarımızdandır. Mızraplı sazlar grubuna girer, genellikle bu sazımızla Azeri türküleri çalınır. Göğüste av tüfeği gibi tutulup, mızrap ile çalınan bu sazımız, geçmiş yıllara nazaran son yıllarda daha da çok rağbet görmekte ve daha çok icracı yetişmekle, öncülüğünü ve hocalığını kıymetli sanatçı Doç. Dr. Şenel ÖNALDI yapmaktadır. Azeri Türklerinin de folklor sazı olması nedeniyle İRAN da da yaygın bir şekilde çalınmaktadır.Tarın kendine has güzel bir sesi ve 2,5 oktav ses sahası vardır. Gövde kısmı ortadan boğumlu, teknesi ağaçlardan oyularak veya dilimli olarak yapılır. Üzerine yürek zarı ve ince deriler gerilir. Uzunca bir sapı vardır ve sapına, bağlamada olduğu gibi perdeler bağlanır, 3 çift ve 3 tek olmak üzere 9 teli vardır, 3 çifti icrada kullanılır, diğer 3 teki rezonans (ahenk) telleridir. Telleri çelikten olup, beşli ve dörtlü andıklara göre akort edilir. Alt tel DO. orta tel SOL, üst tel DO, ahenk telleri de bunlara göre akort edilir. Bin yılı aşkın bir maziye sahip olan bu güzel sazın mızrabı ise boynuzdan yapılmaktadır. Telli Çalgılar Nefesli Çalgılar Ritm Çalgılar Olarak 3 gurupta taplamak mümkündür.bunlar kendi içinde; Telli Çalgılar a) Tezeneli - Mızraplı çalgılar 1. Tahta kapaklı (Bağlama Ailesi) 2. Deri kapaklı (Tar) b) Yaylı çalgılar 1. Tahta kapaklı çalgılar (Karadeniz Kemençesi, tırnak kemane(heğit)) 2. Deri kapaklı çalgılar (kabak kemane) Nefesli (Üflemeli) Çalgılar a) Direkt Üflemeli 1. Dilli (Kaval, çifte, çimon) 2. Kamışlı (Zurna, mey, sipsi, çığırtma, Çifte kaval) b) Hava Depolu (Tulum) Rtim Çalgıları a) Vurmalı çalgılar 1. Bagetli (davul, debildek, koz) 2. Bagetsiz ( def, darbuka, koltuk davulu) b) Çarpmalı çalgılar 1. Tahta çarpmalı ( kaşık, çalpara) 2. Metal çarpmalı (zil, zilli maşa)
Halk müziği bilgileri: Dizgesel Ögeler:Halk Müziği'nde Türk Müziği'nin diğer türleri gibi 17 'li perde dizgesi kullanılır. Çalgısal Ögeler:Bağlama, cura, divan, üç telli, tanbura, kabak kemane, sipsi, kaval, mey, davul ve zurna Bu türün içinde kullanılan belli başlı calgılardır. Ezgisel Ögeler:Ezgiler bezekli olup;küme, motif ve ezgi sekilemeleri yoğun olarak kullanılır. Ritimsel Ögeler:Usulsüz ve usüllü olabilir. Usullü alt türlerden, genel olarak onbeş zamanlıya kadar kücük usuller kullanılmış olup, on zamanlıya kadar olan usuller yoğundur. Biçimsel Ögeler:Genel olarak bir bölümlü biçimler kullanılmıştır. İcrasal Ögeler:Bu ögeleri ağız, tavır ve düzen olarak üçe ayırıyoruz a) Ağız :Sözel türlerde türü belirleyen bir öğedir. Örnek: Karadeniz ağzı , Arguvan ağzı gibi. b) Tavır:Hem sözel hem çalgısal türlerde, türü belirleyen bir öğe olarak kullanılır. Örnegin, Zeybek tavrı'nın Zeybek türünü belirleyen öğelerden biri olması gibi. c) Düzen:Halk müziginde seslendirilecek eserin makamı, dolayısıyla, durak ve güçlü sesleri dikkate alınarak, telli çalgılarda her telin belirli bir sese eşleştirilmesiyle oluşturulan akort şekline düzen denir. Günümüzde, bozuk düzen (kara düzen), bağlama düzeni ve misket düzeni adlarıyla anılan üç ayrı düzen yoğun olarak kullanılmaktadır. TÜRK HALK MUSİKÎSİ SERBEST RİTMLİ TÜRLER-BİÇİMLER VE REPERTUAR ELEMANLARI Orta Anadolu'da; Keskin, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat, Niğde, Konya, Kayseri ve ayrıca Kastamonu ve Çorum'un güney kesimlerinde görülen bozlaklar ya da "Bozlak" adlandırmasına davalı ezgiler, Türk Halk Müziğinin en yaygın uzun hava türlerinden birisi olarak önem taşır. Halk ağzında "bozlak", bozalamak, feryâd etmek anlamındadır. Türkmen boylarının ve bu Türkmen boylarına bağlı aşiretlerin, özellikle de Abdal, Avşar (Afşar), Aydos gibi aşiret ve kollarına mensup halk sanatkarları arasında yoğun bir şekilde tesadüf edilen bozlaklar, yukarıda saydığımız alanlar dışında, bu toplulukların çeşidi iskan hareketlerine bağlı olarak birbirinden bağımsız yörelerde de sözgelimi Maraş'da da karşımıza çıkmaktadır. Farklı bölgelerin müzik karakterlerine göre kısmen şekillenen bozlak melodileri, genellikle l oktavlık bir ses sahasına sahip halk ağzı eserlerdir. Ancak bunlar, tiz seslerde bol hançere oyunlarıyla seslendirilirler. Yine çoğunlukla inici olarak seyreden bozlakların farklı yörelerde farklı dizi ve seyirde örneklere tesadüf edilir. Buna karşılık en çok rastladığımız seyirlerden biri, karar ekseninin 2. ve 6. derecelerinin bemolleştirilerek inici bir seyirle karara götürüldüğü seyirlerdir. Bazı bölgelerde farklı dizi ve seyirdeki bozlaklara, farklı adlar verildiği de görülür. Söz gelimi Çukurova'ya inildikçe bu çeşitliliğe daha çok rastlanır. Bu bölgede rastladığımız "Türkmeni/Türkmani", "Çukurova", "Karacaoğlan" adı verilen ezgiler de, bozlakların çeşitliliğine örnektirler. Orta Anadolu'da rastladığımız "Aydos" denilen bozlak çeşidi de böyledir. Bunlar çoğunlukla karar ekseninin 10. derecesinden itibaren "Aydos" nidasıyla başlayan ezgilerini tiz seslerden okurlar ve çeşitli modülasyonlarla karar eksenine inerler. Yukarıda bozlakların farklı dizi ve seyirlerde oldukları belirtilmişti. Gerçektende Klasik Türk Müziği makam anlayışına göre değerlendirirsek Rast, Eviç, Acem kürdi, Karciğar, Kürdi gibi farklı makamların belirgin seyirlerini ve karar tonlar gösteren ve adına "bozlak" denilen örneklere de tesadüf edilmektedir
GURBET HAVASI Teke bölgesinde; İsparta, Burdur, Denizli ve Antalya'ya uzanan bir alanda rastladığımız serbest ritmli kalıp ezgilerden biri de "gurbet havası"dır. Bunlara yörede "gurbet" de denir. Ancak zannedildiği gibi sadece gurbetle ilgili konulan islemez: İskan hadiseleri, savaşlar, ayrılık, ölüm ve sevda konularını da sıkça ister. Gurbet havalarının vokal ve enstrümantal icrada dikkat çeken özelliklerden biri, karar ekseninin 7.derecesinden 5.derecesine kadar glisando inişler olmakla birlikte, enstrümantal icralarda da düzenli bir ritmik- melodik yürüyüş görülür. "Güllük Dağı", "Ali Beyim", "Avşar Beyleri", "Tekelioğlu" adıyla bilinen ezgiler, başlıca gurbet havası örnekleridir. YOL HAVASI "Yol havası" tabirine, yurdumuzun çeşitli bölgelerinde de tesadüf edilir. Genel olarak yol boyunca söylenen "Türkü/ezgi" anlamında kullanılır. Bu tabir, Doğu Karadeniz içinde yer alan Trabzon, Giresun, Rize gibi illerde ve bu illeri çevreleyen yörelerde çok yaygın serbest rirtmli söylenen bir kalıp ezgiyi ifade eder. Halk arasında "Yayla havası" olarak da adlandırılır. Bahar ayı geldiğinde yaylaya çıkmakta olan halk, yayla yolu boyunca coşkusunu çeşitli eğlencelerle gösterir ki: yaylaya çıkma coşkusunu en güzel ifade eden, bu Yayla havalan/Yol havaları'dır. Bunlar çoğunlukla, kemence eşliğinde çalınır. Kimi zaman zurna ve kavalla da okunur. Serbest ritmde ve yine çoğu zaman serbest vezinli güftelere dayalı ezgiler halinde seslendirilir. Güfte, aliterasyonlu ve mensur ifadeye daha yakındır. Serbest vezine bağlanan manzum güfteler de, eser içinde kullanılır. BARAK HAVALARI Yurdumuzun; Kahramanmaraş, Gaziantep ve Adana'nın bazı kesimlerinde ve özellikle de Nizip ve Oğuzeli ilçelerinde yoğun olarak rastladığımız serbest ritmli ezgilerden biri "Barak/ Barak ağzı/ Barak havası" diye anılan kalıp ezgilerdir. Bunlar daha ziyade Barak aşiretine mensup halk sanatkarlarının icra ettikleri ezgilerdir.Serbest ritmli Barak havaları, oldukça tiz okuyabilen halk sanatkarları tarafından seslendirilir. Feryat eder gibi içli bir okuyuş tarzı dikkat çeker. Ezgilerde, genellikle l oktav civarında bir ses sahası kullanılır. İnici olarak seyreder. Tiz seslerde hançere oyunları yapmak, profesyonel anlamda bu ezgilerin seslendirilmesini zora sokan Özelliklerden biridir.Barak havalarında dikkat çeken bir başka husus da, anonim halk edebiyatı tarzında ezgiler gösteren tarzların dışında çoğunlukla aşık şairi tarzında güfteler kullanılmasıdır. Barak havası olarak ilk anda akla gelen kalıp ezgiler dışında, yöre içinde farklı adlandırılan başka kalıp ezgilerde vardır: "Elbeyli/İlbeyü Havası (Elbeylioğlu/İlbeylioğlu", bazı iskan havaları ve halk hikayelerine dayalı epizod musikisi örnekleri ("Aşık Garip-Şahsenem" gibi), bu serbest ritmli örneklerden bazılarıdır. MAYA Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin en yaygın serbest ritmli ezgi çeşitlerindendir. Elazığ, Sivas, Malatya, Erzincan, Erzurum, Kars, Diyarbakır, Urfa gibi bölgelerde, bu adla okunan pek çok serbest ritmli ezgi vardır. Bunları büyük ölçüde, Hüseyni Tahir, Neva, Muhayyer gibi makamlardaki ezgiler olarak değerlendirebiliriz. Bunlar da, genellikle aşık şiiri tarzı güftelerle ve kimi zaman da hece vezinli güftelerle seslendirilir. YILDIZ HAVASI (Kervan Kıran) Halk arasında; "Çoban yıldızı/Tan yıldızı/Şafak yıldızı/Seher yıldızı" gibi adlarla anılan parlak yıldızın bir diğer adı da "Kervan kıran"dır. Mevsime göre, bazen güneş doğmadan önce, bazen de güneş battıktan sonra görünür. "Kervan kıran" denmesinin şöyle bir hikayesi vardır: «Bir kış mevsimi bir kervan yola çıkmış. Akşam bir yerde konaklamış, yatılmış. Bir müddet sonra kervan başı uyanmış. Ortalık ağardığı için sabah oldu sanmış. Adamlarını kaldırmış, yola çıkmışlar. Epeyce yol aldıkları halde bir türlü sabah olmamış. Meğer ortalığın ağarmış gibi görünmesi, çok parlak olan bu yıldızın doğmuş olmasından ileri geliyormuş. İşte, bu seher ayazında develerden ve adamlardan bir çoğu ölmüş. Böyle bir felakete sebep olduğu için bu yıldızın adına "kervan kıran " denilmiş». Saha araş armalarında derlenen bir kısım ezgilerde, güftelerin bu olayı isledikleri görülür. Özellikle güfte içinde geçen "sarı yıldız", "mavi yıldız", "kervan kıran","evler yıkan" gibi sözler, güfte içinde bu olayı anlatan başlıca simgelerdir. Anadolu'nun pek çok yöresinde rastladığımız yıldız havalan -ki bunlara halk arasında "yıldız" adı verilir- kimi zaman ayaklı serbest ritmde ya da serbest ritmde olabildiği gibi, kimi ezgiler de usullü bir yapıda, hatta oyun havası tarzındadır. KEREM HAVALAR Aşık Kerem ile maşukası Aslı'nın aşkını anlatan halk hikayelerine dayalı "epizod müzik" örneklerine "Kerem" ya da "Kerem Havası", bazı yerlerde de "Kerem'i" denir. Bunlar, çoğunlukla Aşık Kerem'in şiirleri üzerine seslendirilirler. Bir kısım Kerem havası, diğer hikaye kahramanlarının şiirleriyle de seslendirilir. Sadece Anadolu ve Balkanlarda değil, Kuzey Irak'da, Kuzey İran'da, Azerbaycan'da ve hatta Kafkas bölgesinde yaşayan Türk nüfusu arasında da Kerem havalarına ve Aslı Kerem hikayesine/hikayelerine rastlanır. Bu coğrafya içinde ya bir hikaye içerisinde ya da bağımsız olarak tespit edilen Kerem havalarına halk arasında çeşitli adlar da verildiği görülür: "Yanık Kerem", "Kesik Kerem","Yahyalı Kerem", "Tatvan Kerem", "Kandilli Kerem", "Kalpaklı Kerem", "Dik Kerem", "Nuri Kerem", "Aslı Kerem", "Keremi", "Aslı-Keremi", "Kerem Göçtü", "Kerem Gurbeti", "Kerem At üstü", "Kerem Zarıncısı", "Kerem Güzellemesi" v.s. gibi... Bir kısım ezgiler, "Kerem" adıyla anıldığı halde, Aşık Kerem'in şiirleriyle okunmamaktadır. Sözgelimi, Sivaslı Aşık Veysel'den alınan ve "Yahyalı Kerem" olarak bilinen "Dost dost diye hayaline yeldigim" adlı parçanın şiiri, 19. yy. aşıklarından Sivaslı Aşık Veli'ye aittir. Yukarıda sayılan isimler farklı bölgelerde rastlanılan farklı kalıp ezgiler için kullanılır ve bu ezgiler büyük çoğunlukla birbirine benzemezler. GARiP HAVALARI Aşık Garip ile maşukası Şah Senem'in aşkı anlatan halk hikayelerine dayak "epizod müziği" çeşitlerinden birisi de "Garip Havası"dır. Halk arasında çoğunlukla "Garip", olarak adlandırılmakla beraber "Garip ağzı/tarzı" olarak da adlandırılır. Genellikle serbest ritmli ya da ayaklı serbest ritmli olarak seslendirilen bu çeşit ezgilerin coğrafyası da, Kerem havalanır gibi oldukça geniştir ve Hazar ötesine kadar uzanan bir sahada görülebilir. Anadolu da "Dağ Garibi", "Ova Garibi", "Antep Garibi", "Şavı Garibi" gibi çeşitlerine rastlanmaktadır. Giresun,.Trabzon, Kastamonu, Muğla, Silifke gibi yerlerde ele geçen Garip örnekleri ayaklı serbest ritmlidir. Bir kısım türkülerde yine Aşık Garip-Şah Senem hikayesine dayalı olarak usullü bir tarzda seslendirilmektedir. ÇEŞİTLİ AĞIZLAR Gerek Aşık müziğinde ve gerekse anonim Halk müziğinde çeşitli şahısların,aşiretlerin ve hatta yörelerin adına bağlanarak seslendirilen ve halk arasında "ağız" olarak isimlendirilen bir kısım ezgiler vardır ki bunlar çoğunlukla, serbest ritmli ezgilerdirler: Sümmani ağzı, Seyrani ağzı, Arguvan ağzı, Çamşıhı ağzı, Veng ağzı, Tahir ağzı, Hurşit ağzı v.d. "Ağız" terimi, tek başına yörelerin ya da yöre insanlarının konuşma biçimi değil, aynı zamanda dar ya da geniş alanlarda yaygın kalıp ezgileri, kimi zaman buna bağlı olarak ortaya çıkan kişisel üslup ve yöresel tavırları ve değerlerini de ifade eder. ELEZBER Harput/Elazığ Bölgesi musiki hayatının en önemli kalıp uzun havalarından biridir. İBRAHİMİ/İBRAHİMİYE Elazığ, Erzurum, Diyarbakır ve Urfa gibi yörelerin şehir muhiti halk müziği örnekleri arasında rastladığımız İbrahimiler, ayaklı serbest ritmli aruz vezinli ezgilerden biri olarak görülür. Irak makâmâtında, "İbrahimi" adıyla bir makamın bulunduğunu bu arada belirtelim. TÜRK HALK MÜZİĞİ KIRIK HAVA TÜRLERİ BİÇİMLERİ VE DİĞER REPERTUAR ELEMANLARI Halay: Halk ağzında "halay", "haley, "aley", "halley" gibi söyleyişleri de olan halaylar. Orta Anadolu'dan başlayarak Doğu Anadolu'ya ve Güney-Doğu Anadolu'ya kadar uzanan bir sahada görülen en yaygın oyunlu halk müziği türlerimizdendir. Anadolu dışında Azerbaycan'ın Lenkeran ve Masallı bölgeleriyle, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Irak sahasında da karşımıza çıkar. si gibi Halaylar, daha ziyade gruplar halinde kadın, erkek ve kimi yerlerde de kadın-erkek bir arada oynanan oyunlu türkülerdir. Kimi yörelerde bağımsız ezgiler halinde, kimi yörelerde de birbirine bağlı, sıralı, süit tarzında oynanarak seslendirilir. Sıralı seslendirmede ritmik,melodik değişimler, melodik köprüler, güfte değişimleri, konu değişimleri ve figüratif değişimler ortaya çıkar. Bu değişimlerin olduğu her bir iç bölümde, bir tempo farklılığı da olur. Halk ağzında bu tür bölümlemelere (geçişlere): "ağırlama/ağırlaması", "ikileme/ikilemesi", " üç/em üçlemesi", "yanlama/yanlaması", "hoplama/hoplaması", "hoplatma/hoplatması", "sıçrama/sıçraması", "sıçratma/ sıçratması", "yelleme/yellemesi, "yeldirme/yeldirmesi' gibi adlar verilir. Bölümleri meydana getiren ezgiler, farklı ortamlarda, bağımsız ezgiler halinde de seslendirilir. Bar Yurdumuzun Erzurum, Kars, Gümüşhane, Bayburt, Ağrı gibi yörelerinde görülen kimi oyunlu türküler "Bar" olarak adlandırılır. - Bunlar da, kimi halaylar gibi, sıralı olarak, birbirine bağlı müziklerle oynanır. Ancak, barlar, bağımsız ezgi kuruluşları içinde, çoğunlukla tek bölümlü bir biçim yapısında olup, bu yönüyle, çok bölümlü kimi ezgilerden farklılık gösterir. Bölgede, ya "bar" adı verilen ya da bir kelimeye bağlı olarak kullanılan "bar" söyleyişi; kullanıldığı alanlardaki müzik karakterleri yönünden, benzer ezgi biçimlerini ve tarzlarını çağrıştırmaz. Şehir muhitinde oynanan oyunlarla, kırsal alanlarda oynanan oyunlar da kısmen birbirinden farklıdır. Şehir, kasaba gibi yerleşik alanlarda kadın ve erkeklerin çoğunlukla ayrı,ayrı, kırsal alanlarda ise, kimi zaman alaca (kadın-erkek karışık) ya da yine aynı mekanda karşılıklı gruplar halinde bar veya oyun/müzik tarzı itibari ile benzeri olan oyunlar oynadıkları görülür. Buna bağlı olarak, bar ve benzeri oyunların, farklı alanlardaki repertuarları ile kadın ve erkek oyunlarının repertuarları çoğunlukla birbirinden farklıdır
"Baş bar", "İkinci Bar", "Hançer Barı", "Artvin Barı (Ata Barı)", "Köroğlu Barı", "Nare", "Hekkari", "Naz Barı", "Tamzara", "Demirağa/Temürağa", "Koçeri", "Aşşahdan gelirem" , "Deli kız, v.d. gibi oyunlu ezgiler, bölgenin başlıca bar çeşitleri olarak bilinir. Deme-Çevirme [Nanay-Yallı Havaları] Kuzey-Doğu Anadolu Bölgesi'nin bilhassa Erzurum ve Kars gibi vilayetleri ve yakın çevresini içine alan bir sahanın oyunlu ezgileri arasında, "nanay" ya da "yallı" olarak adlandırılan vokal, vokal-enstrumantal ve kimi zaman da ensrumantal tarzdaki havaların özel bir yeri vardır.Bunlar, çoğunlukla sözlü ve oyunlu eserlerdir. Cinsiyete dayalı ya da özel amaçlı gruplamalar yapılarak ve karşılıklı müzikli şiirler söylenerek, adeta eğlenceli bir yarışma yürütülür. Bu esnada gruplar, yanaşık düzende; yine çoğunlukla bulundukları çeşitli hareketlerle salınarak, oyunlarını oynarlar ve kimi zaman vokal olarak, kimi zaman da vokal-enstrumantal tarzda, türkülerini söylerler. Bu çeşit havaların en önemli özelliklerinden biri, genellikle oyuncuların içinde bulunan herhangi birisi tarafından seslendirilen güfte -bilhassa güftenin satırları içinde yer alan kelime grupları, satırların son kelimeleri, satırların son heceleri, satırlara bağlanan çeşitli terennümler ya da bir bütün olarak kıt'anın tamamı-; grup ya da rakip grup tarafından belirli bir ton üzerinden -özellikle karar sesi, üçlüsü ya da dörtlüsü üzerinden- alınarak tekrarlanır. Bu esnada ilk sözü söyleyen kişi ya da grup, sözü uzatarak bitirir ve bu uygulama sınırsız ölçüde; oyuncuların söz söyleme yeteneklerine bağlı olarak oyun boyunca ya da yarışma boyunca sürdürülür. Kimi kaynaklarda "nanay/nanay havaları"; şiir içinde geçen "nanay" terennümüne bağlanmaktadır. Yallılar da çoğunlukla, enstrümantal eserler olarak zikredilir. Ancak, halk ağzında "nanay" ve "yaylı terimlerinin birbirine karıştırıldığı ve bu tanımlamaların da yukarıda özelliklerini anlattığımız konuyu tam olarak karşılamadığı görülür. Buna karşılık Azerbaycan anonim halk sanatında yallılar, enstrümantal tarzda oyunlu ezgiler olarak bilinir. Karşılıklı söz söyleme esasına dayalı bu çeşitli oyunlu türkülere, civar yörelerde "deme-çevirme" adı da verilir. Horon /Horan/Horum Doğu Karadeniz Bölgesinin Trabzon, Rize, Giresun illeri dahilinde ve tesiri altında kalan yakın alanlarda görülen, oyun müzik türlerinin genel adıdır.Kadın, erkek ya da alaca (kadın-erkek bir arada) oynanabilir. Açık ya da kapalı alanlarda, çoğunlukla kemençe, davul-zurna, tulum ya da kaval eşliğinde seslendirilir. Sözlü yada enstrümantal tarzda görülen horon havaları, genel bir söyleyişle ülke genelinde en hızlı tonlanan ritmik karaktere sahip ezgiler olarak dikkat çeker. Doğu Karadeniz Bölgesi'nin horon karakterinde olan başka ezgi çeşitleri de vardır. Sözgelimi, tıpkı aşık sanatında olduğu gibi, çoğunlukla kemence eşliğinde irticalen söz söyleyen ve bunu yöresel müzik kalıplarına döşeyerek ifade eden halk sanatkarlarının bir karşılık beklemeden okudukları türkülere "atma türkü" denir. Atma türkü, çoğunlukla dörtlükler halinde (kimi zaman ikilik, üçlük, beşlik, altılık, sekizlik satırlardan meydana gelen kıt'alarla), mani kafiyesinde (ya da kendine has bir kafiye yapısı içerisinde. Zira; kıt'a içinde satır sayısı değiştikçe kafiye yapısı da değişir) olur. Atma türkü söyleyenin, eğer bir rakibi varsa ve karşılıklı söz söyleme (yarışmasına) havasına girişilmişse, buna "atışma" ya da "karşı'beri" adı verilir.Bu bölgede, belirli bir konu etrafında, uzun manzumeler halinde, kıt'aların birbiri ardına bağlanarak, yine çoğunlukla kemence eşliğinde söylenmesine ise "destan" denir. Bunlar, çoğunlukla mani dörtlüklerine dayalı olarak icra edilirler. Bu çeşit destanların kimileri bir usul etrafında okunduğu gibi, kimileri de serbest bir ritmde okunabilir. Ayrıca, serbest ritmli bir ezgi ile ve serbest vezinli güftelerle okunan ve uzun uzadıya bir mensur anlatım hissi veren ve yörede yine "destan" olarak adlandırılan mahalli havalar da vardır. Bu çeşit destanların da, ardına mani dörtlüklerinin bağlanması ve usullü bir kısma geçilmesine "doğraması" denir. Serbest ritmden usullü kısma geçiş ise "düzerleme" olarak adlandırılır.
Zeybek Yurdumuzun Ege Bölgesi içinde yer alan, Teke Bölgesi'ni de içine alan ve Toroslara kadar uzanan bir sahanın karakteristik oyunlu türkülerinin başında Zeybekler gelir. Bunlar bir çeşit tarihin sis perdesi altında kalmış bir askeri disiplin, meydan okuma, yiğitlik, cesaret, savaşçılık gibi hamaset içeren duygularla çalınan ve oynanan müziklerdir. Daha ziyade bir kişi tarafında solo —adına "tek oyun" da denir-, ikili ya da gruplar halinde oynanan zeybekler, "ağır zeybek", "kıvrak zeybek" gibi belli ölçüde oyun ve müzik temposuna bağlı olarak yapılan adlandırmalarla da tanımlanır. Zeybek oyunları, çoğunlukla erkek oyunlarıdır. Kimi yörelerde kadınlar arasında bu oyunları oynayanlara da tesadüf edilir. Buna karşılık, zeybek karakterini andıran başka kadın oyunları da vardır. Zeybekler, dokuz zamanlı periodlara bağlı oyunlardır. Başlıca zeybek çeşitleri: Harmandalı, Kerimoğlu, Kocaarap, İnce Mehmed, Gökçen Efem, Avşar Zeybeği, v.s... Seymen Havası Orta Anadolu ve Orta Karadeniz'de (Ankara, Kastamonu, Safranbolu, Canlan v.d.) görülen, zeybek karakterindeki kimi oyunlu ezgilere "Seymen Havası" adı verilir: "Sepetçioğlu", "Ankara Zeybeği (yörede böyle adlandırılıyor)", "Çıkabilsem şu yokuşun başına", "Beyler bahçesi", "Aç kapıyı ben geldim", <cVara vara vardık bağa (Kolcu başı türküsü)" v.d. gibi türküler, başlıca seymen havası çeşitlerindendir. Teke Zotlatması (Teke Zortlatması) Teke Bölgesi'nde karşımıza çıkan oyunlu müzik türlerindendir. Bilhassa Burdur, İsparta, Denizli ve civar yörelerde yoğunluktadır. Ya kadınlar, ya da erkekler tarafından oynanır. Zeybek karakterinde görülmekle birlikte, teke zotlatmaları; hızlı tonlanan dokuz zamanlı oyunlar olarak değerlendirilebilir ve 16'lık birimlerle yazdır. [Yörede dokuzun değişik tiplerinin kullanıldığı hızlı tonlanan başka oyunlar da vardır ve bunlara "Dımıdan", "Gakgili", "Dattiri", gibi adlar verilir. Bu adlandırmalar, adeta, ritmik farklılığa ve oyun karakterlerine bağlı gibidir. Bengi: Ege Bölgesi'nde: Balıkesir ve Bursa yörelerinde karşılaştığımız zeybek karakterini andıran vokal-enstrümantal ya da enstrümantal tarzdaki oyunlu türkülerdir. Güvende : Balıkesir ve Bursa yörelerinde gördüğümüz bir kısım türkülü sıralı oyunlara "Güvende" denir. Bunlar, eski Türk hamaset karakteri gösteren ve çoğunlukla erkekler tarafından oynanan oyunlu türkülerdir. Güvendelerde de, tıpkı halaylar gibi; çeşitli melodik köprülerle birbirine bağlanan bağımsız türküler, ağırdan hızlıya giden bir tempoda oynanırlar. Kadınlar arasında oynanan güvendeler de vardır. Mengi Çukurova bölgesinde: İçel, sınırları içinde ve bilhassa Anamur, Silifke, Mut yörelerinde rastladığımız, dini ve din dışı karakterli oyunlu havalardır. Bir kısım mengiler, Alevi-Bektaşi inancına mensup yörükler, tahtacılar tarafından, semah karakterinde ve kısmen tasavvufi güftelerle de oynanır.
Semah/Samah Alevi-Bektâşi inancını yansıtan ve bir çeşit ibâdet müziği sayılan oyunlu bir tür. Daha ziyâde bu inanca mensup aşıkların şiirleriyle seslendirilen semahlar, halk ağzında yörelere göre farklı söyleyişlerle de adlandırılır. Semahlar, "cem" ya da "muhabbet" adı verilen zümre toplantılarında; en az iki kişi ya da kimi zaman daha çok kişi tarafından dönülürler. Semah dönenlere, çoğunlukla bağlama ya da bağlama tipinde olup da farklı adlandırılan tezeneli bir çalgı veya herhangi bir yaylı çalgı eşlik eder. Semah dönmeye; erkekler ve kadınlar ayrı ayrı veya bir arada kalkabilirler. Semahların vokal kısımları ise, "zâkir" adı verilen bir kişi tarafından ya da "toplu (cumhur)" olarak seslendirilir. Semahlar, Alevi-Bektaşi inancını taşıyan ve farklı coğrafyalara dağılmış bulunan insanlar arasında görülür. Semah türü ezgilere ülkemizin hemen her yöresinde rastlanabildiği gibi, ülkemiz dışında da bilhassa Balkanlarda, Ege Adalarında ve Doğu'da ülkemiz dışındaki kimi yerlerde de tesadüf edilir. Bu oyunlu ezgiler, tıpkı halaylarda olduğu, ağırdan başlayıp gittikçe hızlanan bir tempoya sahiptirler. Tempo farklılığına dayalı bu icra karakteri, kimi zaman çeşitli adlar verilen "iç bölümlemelerde" de yer alır. Ancak, iç bölümlemeleri olan semahlarda, tempo farklılıkları yanında güfte değişimi -ki her güfte kimi zaman anonim halk edebiyatı tarzında, kimi zaman da aşık edebiyatı tarzında olur ve çoğunlukla üç kıt'adan meydana gelir-, usul ya da ritm değişimi, modülasyon (tonal değişim) ve en önemlisi harekete dayalı figüratif değişim gibi başka öğeler de görülür. Tek bölümlü semahlarda ise, değişim çoğunlukla tempodadır. *Semahlarda tesadüf
ettiğimiz başlıca güfte şairleri: Pir Sultan, Pir Sultan Abdal, Abdal
Pir Sultan, Abdal Musa, Kul Himmet, Kul Himmet Üstâım, Hatâyi, v.d.
Deyiş
Halk arasında çeşitli
konulara temas eden ya da müzik meclislerinde seslendiriliş amaç ve
uygulamalarına göre özellik arz eden deyişlere, yine kullanıldığı yer ve
amaca göre çeşitli isimler verilir: Karşılama
Kol Havası
Sürmeli (Sürmeli Havası)
Yıldız Havası
Zil Havası
Horo/Hora:
|
Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 21/03/03